Çileden Umuda Geç
Gözlerim ve gönlüm dolu. Boğazım da düğüm düğüm ama göz yaşlarımın dökülmesine, gönlümün isyan şimşeklerini boşaltmasına kapalıyım. Gözyaşı dökmek, sadece yürek soğutur. İsyanımın şimşeklerini başıboş bırakmak, yeni isyanlara çağrılarda bulunmaktan başka ne kazandırır bize?
Hayat, böyle işte.
Yolumuzun üstünde her zaman kırmızı güller serili olmuyor. Her zaman papatya baharlarını yaşamak da mümkün değil. Bazen sert esen rüzgârlar, zamanlı zamansız ayrılıklar, gurbetin kahrını çekmek, herkes gibi bizi de yakalıyor. Bu yakalanışlarımızın derin izlerini, yıllardır nakış nakış yüreklerimizde taşıyoruz.
Gözlerimizin ve gönlümüzün dolması, bundan işte. Yüreklerimizdeki derin izleri asla silemiyor, asla unutamıyoruz. Belki; “Kaderimizdir!” deyip, bağrımıza taşlar basıyoruz. O zaman ne oluyor biliyor musun? Delik deşik yüreklerimiz eleğe dönüyor, arkamızı dönüp akıttığımız göz yaşlarımızı tutamıyor, isyanlarımızı bastırmaya güç bulamıyoruz. Yaşamak zorlaşıyor!
Oysa gülüm, ikimizden biri zaman zaman, nedense gittikçe ümitsizlik sağanaklarına tutuluyoruz. Zamansız ölümler aklımıza düşüyor. Gözlerimiz yaşarıyor, yüreğimiz kanıyor.
Oysa gülüm, her şeye rağmen bana yine de sevimli gelen çilemizi, hayatımızın en güzel vazgeçilmezi yapabiliriz. Göz yaşların sızım sızım sızıyorsa gözlerinden şimdi, ne olur sil onları ve düşün. Şunu düşün gülüm: “Gökkuşağı yedi renk. Birini sen yakala!” Çileden umuda geç, olmaz mı?
Seni, neler hissettiğini, çok iyi anlıyorum ben. Aynı duyguların resmi geçidi benim yüreğimde de var. İsyan edip bayrak açmalar, benim de huyum.
Yaşadığımız hayatın çileleri, bizi, birbirimize benzetti.
“…gururumu biliyorsun!” diyorsun.
Unutma. Gururun, gururumdur!
Acıların, acılarım…
Ne olur, bütün acılarını bana bırak. Sevinçlerin sana kalsın. Gözlerinden yaşlar dökülecekse yine, sadece sevinç göz yaşların olsun.
Dileklerin, dileklerim!
Unutma ve gülümse…
Şimdi gül mevsimindeyiz.
27 Mayıs 2006
Oyhan Hasan Bıldırki