SEVGİYE SUSAMAK

OYHAN HASAN BILDIRKİ'NİN KALEMİNDEN: MELEK VE ŞEHZADE'NİN ÖYKÜSÜ. MENSUR ŞİİR VE ŞİİRLER.

Hakkımda

avatar1947 Haziranı'nda Bağarası'nda doğdu. İlkokulu doğduğu yerde, ortaokul ve liseyi Aydın'da okudu. Bursa Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü'nü (1971), AÜAÖF Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü (1991) yıllarında bitirdi. İlk görevine Kastamonu-Cide-Şenpazar'da başlayan yazar, daha sonra birçok okulda çalıştı. Söke İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü olarak görevliyken, Kuşadası Atatürk İlköğretim Okulu'na kendi isteğiyle gitti. Daha sonra Kuşadası Kaya Aldoğan Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı öğret

Oğlu Yorumlar
Bağlantılarım

"Kalkıp Gelsem!.."

      Sen ve BenBu sabah geç kalktım. İklimin tesiri olsa gerek ya da denizi koklayamayışımın…
      Bu sabah güzel bir kahvaltı hazırladım kendi kararımca. 
      Çay, domates, peynir, ekmek, biraz biber, bir haşlanmış yumurta…
      Değme keyfime!

      Hava da güzeldi…
      Verandaya çıktım, huzur içerisinde tabiatı sindirdim içime. Kuş sesleri, bebecik sincaplarla dolu yemyeşil bahçe…
      Kışın verandaya atılmış, toplanması gerekenlere bakmadan sırtımı dönüp bugünkü günlük işlere değil tabiata verdim kendimi…
      İnanmazsın buranın simgesi Kardinal kuş geldi verandaya; kıpkırmızı, masaya konup uzunca baktı bana öyle…
      Yerimden kıpırdayamadım, belki susuzdu, belki yem arıyordu fakat kalksam korkarak uçup gidecekti. 
      Şöyle seni getirdim gözümün önüne: Kalkıp gelsem, kaçacaksın korkudan.
      Gelmesem, öylece uzaktan susuz ve aç süzülüp kalacaksın… 
      Bir çözüm yok ki buna!
      17 Nisan 2008

      PAPATYA

      Ah bu bahar, yine seninle olamadığım bahar! Kucağına seninle birlikte atılıp keyfini doya doya çıkaramadığımız bahar. Seni ve beni hasret kokusuyla boyayan bahar.
      Birlikte olduğumuz baharlardan birini, mayıs baharlarından birini hatırlıyorum. Bağdaki üzümlere ben düşmüştü. Bademler çağla olup dal uçlarına konmuşlardı. Papatyalar desen milyonlarca… Toprak kokusu ciğerlerimize doluyor. Cıvıl cıvılız, kanımız kaynıyor. Saçlarındaki papatyalar da canlı gibi. Ağaçlarda bin bir çiçek, bahar türkülerinin birini bırakıp ötekine geçiyorlar.
      Dal uçlarında fısıltılar. 
      Dilimde aşk şarkılarının en anlamlısı, kulağına fısıldıyorum:
      – “Seni seviyorum!”

      Sonrası?..
      Sis perdesi! 
      Baharsız günlerimiz.

      Kahvaltıda seninle olmak isterdim. Sofrandakiler, benim de sevdiklerim. Haşlanmış yumurtanın yarısını, beninle bölüşmek isterdim.

      Ben de bahçeye indim bugün. Sararmaya başlayan yenidünyaları, çiçeğe yüklenmiş armut ağaçlarını, önceki yıla göre daha çok meyve vereceği şimdiden belli olan vişneyi, yaprakları sıklaşmış asmaları gördüm. Asmalardan yaprak topladım. Yeşilin en güzeli, asma yaprağıdır diye düşündüm.
      Yeşil… Öteden beri bizim kutsal rengimiz, unutmadın değil mi?
      Yeşil, sen diye okşadığım her şey!
      Yeşil, uyanan ve gittikçe büyüyen umudum; umutlarımız.

      Görüyorsun; ikimiz de tabiatı çok seviyoruz. Tabiat varlıklarının tamamında, senden ve benden izler var. Sevdiklerimiz, rüzgâra bıraktığımız şiirlerimiz, kokumuz.
      Baharım değil, ilkbaharım sensin. 
      Kalkıp gelsen, korkar mıyım hiç?

      Susuzum… Bu doğru.
      Hasret ateşiyle yanıyor, süzüm süzüm süzülüyorum. Bu da doğru.
      Ama gerçek doğru; benimle olman bir tanem, beni düşünmen, özlemen ve gözlerinde tütene yanı başında yer ayırman.

      Kuşlar ve sincaplarla selamını kesme.
      Onlar besbelli rüzgârdan duyduklarını satır satır, sana sunuyorlar.
      Dudaklarında benim ebedî şarkım:
      – “Seni seviyorum!”
      19 Nisan 2008

      Oyhan Hasan Bıldırki



« Önceki |

Blogcu ile yapıldı